Amsterdam’da tatmanız Gereken Lezzetler

seyahat

Seyahati planlarken yiyecek içecek konusu bizim için ilk sırada yer alıyordu. Yemeğe düşkünlükten çok ‘her şeyi yiyemeyen’ bir damağa sahipseniz bazı ülkeler kabus halini alabiliyor. Neyse Amsterdam özellikle sokak lezzetleri ile hayat kurtarıcı bir şehir. Kendi mutfakları olmadığı için aslında birçok mutfağı içinde barındıran bir şehir özelliği taşıyor. İşte benim yemeye doyamadığım tatlar ise şöyle;

Patates Kızartması

IMG_8917

Sanırım Hollanda dediğimiz zaman aklımıza ilk gelen lezzet patates kızartması oluyor. Tadını iki kez kızartılmasından ve soslarından alan bu lezzet m-l-xl boyları ile sokaklarda sizi bekliyor. Neredeyse her bölgede bulmanız mümkün. Nedense tok karnına bile tüketilebilir hafiflikte. Mutlaka yiyin demiyorum zaten yemeden gelmeniz mümkün olmuyor.

The Pancake Bakery

IMG_9004 IMG_8989 IMG_9001 IMG_9003

Krep, pancake ve omlete yeni bir anlam ve tat katan mekan The Pancake Bakery kapısından mutlaka girmeniz gereken bir lezzet dükkanı. En büyük sorun ise o kadar çok çeşit içinde ne yiyeceğinize karar vermek. Eğer kalabalık bir grupsanız herkesin farklı bir çeşit söylemesi farklı lezzetleri deneyimlemek adına doğru karar olabilir. Mekan çok talep gören bir yer. Bunu önceden bildiğimiz için sabah 10:00 gibi kapısındaydık. Biz hemen masa bulduk ama bizden sadece 30 dakika sonra kapıdaki sıra fotoğrafta gördüğünüz gibi olmuştu bile. Kapanışı tatlı seçenekleri ile yapmayı unutmayın. Fiyatlar birçok sokak lezzetine göre biraz daha pahalı ama mutlaka listenize alın. Merak edenler için http://www.pancake.nl/

Adres: Prinsengracht 191, 1015 DS Amsterdam, Hollanda

Waffle

IMG_9108 IMG_9110 IMG_9111

Gitmeden önce namını çok duyduğumuz waffle konusunda önce bir iki kötü deneyim yaşadık açıkçası. Yani taze taze yapan mekanı bulmak biraz zor oldu. Çoğu yerde hazır halde sadece üstüne seçtiğiniz sos vs eklenerek sunulan bu lezzeti en keyifli yediğimiz yer ise Müzeler meydanı denilen ve Van Gogh Museum’un da içinde bulunduğu meydanda olan bir sokak kafesi oldu. Yan yana dizilmiş bu şirin yerlerde en azından bir kahve için mola verin.

Adres:Museumplein 6, 1071 DJ Amsterdam, Hollanda

Stach

IMG_9086

Amsterdam’da yanılmıyorsam 5-6 noktada olan ve çok lezzetli yemekleri paket olarakalıp istediğiniz bir parkta, meydanda tüketebileceğiniz adreslerden biri Stach. Peynir tabağından makarnaya, tatlılardan atıştırmalıklara, çeşit çeşit içeceklere kadar geniş bir menü seçeneği sunan bu noktayı alternatifler içine alabilirsiniz. http://www.stach-food.nl/index.php?page=Home#r

Febo 

IMG_9405 IMG_9406

IMG_9404

Malum gece acıkmak adettendir. Bizim gibi sabaha karşı gidebileceğiniz çorbacılar olmasa bile Amsterdam’da Febo imdadınıza yetişiyor. Hafta içi gece 02:00 haftasonu 04:00 a kadar ulaşılabilen bu fast food zincirinin özelliği ise yemeklerin belirli süreler ile tazelendiği mini fırınlara bozuk paranızı atıp kendiniz almanız. Hamburger ve kroketleri gerçekten çok başarılı. Özellikle dışı acılı olanı denemenizi tavsiye ederim. Benden size tavsiye bozuk paralarınızı bir yerde Febo için tutun. Şehrin birçok noktasında karşınıza çıkacaktır. http://www.febo.nl/

Old Amsterdam

OldAmsterdam Old-Amsterdam-Cheese-store-by-studiomfd-Amsterdam

Oraya kadar gitmişken o meşhur peynirleri tatmadan dönmeyeceksiniz elbette. Öncelikle şunu söylemem gerekiyor çok turistik bir marka imajına sahip olsa bile benim en çok beğendiğim lezzet Old Amsterdam oldu. Sadece fiyat olarak marketlerde kendi mağazasından çok daha ucuza bulmanız mümkün. Ben kendi mağazasından alanlardanım. Klasik peyniri haricinde kimyonlu olan peynirini de çok beğendim. Çeşitleri mutlaka deneyin.

Lara’s Chocolaterie

IMG_9365

Plana dahil olmadan yol üstünde karşımıza çıkan lezzetlerden biri Lara’s Chocolaterie oldu. Birçok farklı çeşitte şekerleme ve çikolata bulabileceğiniz bu dükkan ev yapımı taze çikolataları ile ünlü. Genelde aldığınız çikolatayı 7-14 gün içinde tüketmeniz gerekiyor. Her şeyi doğal ve taze olan bu tatlara yolunuz düşerse kayıtsız kalmayın. http://www.laraschocolaterie.nl/

Filter

IMG_9432

Kahve ile aşk yaşayan biri olarak Amsterdam’da geçirdiğim dört gün boyunca kötü kahve içmedim. Karşınıza çıkan büyük ya da küçük birçok kafede aynı lezzette kahveler bulmanız mümkün. İkinci el pazarına yürürken karşımıza çıkan Filter ise yarattığı konsept ve kahvesi ile bizim en sevdiğimiz mekanlardan biri oldu. Burası iyi kahve yanında aynı zamanda çok lezzetli tatlılar yiyebileceğiniz bir nokta. Zaman zaman sanatçıların eserlerini sergilediği bir galeriye de dönüşüyor. İç dekorasyonu ise genç tasarımcıların elinden geçmiş.

10151771_1031171956917948_6014451405957068062_n Filter-Amsterdam-by-Dawntime-4,Adres: valkenburgerstraat 124 amsterdam

Bir sonraki son Amsterdam yazısı ‘Amsterdam’da Aklımızda Kalanlar’ yakında yayında

Bugün Ne Yesek?

sağlıklı yaşam

İster evde yemek yapan kişi olun ister sadece tüketen taraf olun günümüzün çok önemli bir zaman dilimi ‘bugün ne yesek’ sorusu ile geçiyor. Biraz Akdeniz coğrafyası etkisi, ailenin bir masa etrafında toplanması öğretisi ve sayabileceğimiz daha birçok etken bizi ‘yemek’ odaklı bir yaşam şekline sürüklüyor. Okuyoruz, görüyoruz özellikle kadınların her gün ‘akşama ne yemek yapılacak’ sorusuna cevap bulması aslında yemek yapma durumunda çok daha yorucu hale geliyor.

934bbb1897f2760dfe0986d2d4017726

Ülkemizde kurulan birçok sofra ‘tek çeşit’ seçeneğinden çok çok uzakta. En az iki mümkünse üç, dört farklı çeşit yemek sofraya konulmadan rahat edilemiyor. Bu noktada aklınıza ‘gelir düzeyi’ farkı gelebilir ama bahsettiğim şey bu değil. Biz damak tadı ile değil göz ile doyan bir toplumuz ve gün geçtikçe artan bir tüketim sorunu içine giriyoruz. Aynı yemeği iki gün yemeyenler, yemek seçenler (ki bunlardan biri benim) mutlaka şu olmalı diye takıntılı olanlar. Oysa yemeğin bir amaç olmaktan çıkıp araç haline geldiği bir düzen düşlüyorum.

9810a5cdcb8051697da09bafa654bb36

Hepimiz biliyoruz ki her insanın biyolojik saati ve ritmi farklı. Aynı aileye ya da kod yazılımına sahip bireyler bile olsanız ailenin her bireyinin acıkma ya da doyma şekilleri farklı. Bu farklar bizim gibi toplumlarda yok sayılıyor tabi. Herkesin aynı saatte , aynı düzen ve sıklıkta yemek yemesi bir zorunluluk halini alıyor. Böylelikle ailede karar veren kimse herkes o düzene göre kendi ritmini düzenliyor.

e9ab9a5d8d6924f4de137d93588a5aae bda085d7dcc6718264c11ca99fefaef9

Bir arada olmanın, bir sofrayı paylaşmanın güzelliğini ve önemini yok saymıyorum sadece o sofrada bir araya gelmenin temel olgusunun ‘yemek’ olması beni biraz rahatsız ediyor. Biraz daha özgür bir mutfağın kişiler üzerinde olumlu etki yapacağına inanıyorum. Bütün hafta sabah bir araya gelemeyen bir ailenin bir pazar kahvaltısında bir araya gelmesi o öğünü özel yapar ama bunun tüm öğünlere uygulanması özellikle hazırlayan tarafından büyük bir soruna dönüşebilir. ‘Yaşamak için yemek’ ile ‘yemek için yaşamak’ arasında kelimelerin yerleri dışında daha büyük farkları var.

b34260de3f3e0036043cdbb90a4c8fcc

Peki benim hayalimdeki mutfak düzeni nedir?

  • Haftalık olarak hazırlanan bir menü fikri bence çok cazip ama bu menüyü sadece hazırlayacak olan kişi değil tüm aile bireylerinin fikirleri oluşturmalı.
  • Buzdolabında her aile bireyine ait bir raf olmalı ve burada herkesin kendi zevki ve damak tadına göre ara öğün ve atıştırmalıkları olmalı.
  • Ailenin çalışma, spor yapma vb özelliklerine göre yemek saatlerinde bir esneklik sağlanmalı ve ‘aile birliği’ vurgusu için haftada üç akşam yemeği, bir kahvaltı beraber yenilecek şeklinde bir esneyebilir kural olmalı.
  • Yemek yapma görevi tek kişi üzerinden alınıp, uygun öğünlerde ailedeki her bireye görev düşecek şekilde belirlenmeli. Eminim en beceriksiz insanın bile iyi yaptığı bir şeyler vardır.
  • Yemek istemiyorum diyen kişiye saygı duyulmalı ve bir şeyler için zorlanmamalı. (çocukların üstünden elimizi çekelim anneler babalar)

388528c61ee2a9e7ed4b706e20201e34

Bunun gibi her ailenin ya da bireyin kendine göre belirleyeceği düzenler daha mutlu ve sağlıklı mutfaklar kazandıracaktır eminim.

İnsan, dünyaya gelme amacını gerçekleştirdiği zaman ideal konumuna ulaşır. Peki aklın ondan talep ettiği şey nedir? Çok kola bir şey; kendi tabiatına uygun biçimde yaşaması.

Bir Dilim İstanbul

seyahat

Uzun zamandır şehirler ve seyahatler üzerine çok fazla yazı yazamıyorum. Madem bu ara gezemiyorum o zaman şimdiye kadar gezdiğim yerlerden ufak alıntılar yapayım dedim. Aslında İstanbul’un tarihi yerlerini, en iyi alış veriş semtlerini bir çok kişi tanıyor, biliyor. Bugün benim size anlatacağım dükkanlar İstanbul’un bakir kalmış ama bilenlerin de gitmeden duramadıkları yerler. Belki alternatif İstanbul turu yapmak isteyenler için rehber olur.

Liman Yapımevi : İlk durağımız 90’ların pop kültürünü seven ve pop art ürünlere ilgisi olanlar için harika bir seçim. İstiklal caddesi Halep pasajındaki Liman Yapımevi. Pop kartlar, rozetler, posterleri kullanmaktan vazgeçemeyenler  için bulunmaz bir cennet.

1377624165425_3809 1377624176332_3809

Paperie : Kartlardan, kırtasiyelik malzemelerden vazgeçemeyen ve nerede kağıttan yapılmış yaratıcı bir şey görseniz kendini tutamayanlardan mısınız? O zaman Paperie sizin için doğru adres. Sipariş üzerine işlerde yaptıkları düşünülürse hayalinizdeki kartı ya da davetiyeyi hazırlatmak için doğru yer. Alışveriş yapmasanız bile bu güzellikleri görmek için mutlaka uğrayın. Adresi Teşvikiye civarı diyebiliriz.

8584_orj 8585_orj

Fashion Project : Tek düze kıyafetlerden sıkıldıysanız ve özel tasarım tişört hiç fena olmaz diyorsanız bu dükkana bir uğrayın. Sadece genç tasarımcılarla çalışıyorlar ve satın almasanız bile gerçekten ufkunuzu açan kombinler görmeniz mümkün oluyor. Ben desenli kanvas çantalara bayılmıştım. Sıraselviler Cihangir’e gittiğiniz zaman aklınızda bulunsun.  Aksesuarlara bakmadan çıkmayın.

1377220_515981021813042_530309969_n fashion project jpg.1

Evihan : Meleklere inanır mısınız? Cevabınız evet ise bu dükkana girecek ve bir süre çıkamayacaksınız. Eğer inanmam diyorsanız bu dükkana girdikten sonra inanacaksınız. Yüzlerce farklı meleklerden aksesuarlar satılan bu dükkan kendinizi iyi hissetmenizi sağlıyor. Sadece kendiniz için değil eviniz içinde aksesuar bulmanız mümkün. Hepsi ayrı ayrı işlenmiş, basma kalıp olmayan bu işleri çok seveceksiniz. İşleri gitmeden göreyim derseniz http://www.evihan.com/ Çukurcuma bu işler için tam bir cennet.

 

Home Spa : Koku duyunuza güvenir misiniz? Bunu bir de Tünel’de ki bu dükkana gittikten sonra konuşalım. İçerideki her şeye dokunmak ve koklamak istiyorsunuz. Sabun ve banyo yağı çeşitliliği mükemmel. Hepsi doğal. Sadece koklamak için bile uğrayın bence.

soaps1

Happy Things : Kokulu mumları kim sevmez? Ben bu dükkana gidene kadar mum kokladım sanırdım ama yanılmışım. Gerçek mum kokusunu buradaki mumları kokladıktan sonra anladım. Aynı zamanda harika bir hediyelik. Yaptıkları paketlerin albenisi çok yüksek. http://www.happythings.com.tr den gitmeden bakabilirsiniz. Teşvikiye’ye yolunuz düştüğünde atlamayın.

The Galata House : Biraz yemek konuşalım değil mi? Mezeleri,salataları ve güne özel çıkan ürünleri ile midenizi doyururken ortamın sadeliği ile ruhunuzu doyuracaksınız. Sadece yemek yemek değil keyif yapmak için de harika bir tercih. Galata Kulesi sokağında. Fotoğraflara bakın koşarak gideceksiniz. http://www.thegalatahouse.com/album.htm

Sayla Mantı : Anne mantısı size ne çağrıştırıyorsa onun tam karşılığı Kadıköy’de sizi bekliyor. Tek porsiyon ile doyan pek olmamış şimdiye kadar. Karşıda oturuyorsanız bile üstüne vapurda çay keyfi yapar hem biraz midenizi rahatlatırsınız. Mutlaka tadın.  Bahariye caddesi civarı kime sorsanız gösterir.

Bu tavsiyeler şimdilik başlangıç niteliğinde olsun. Ben biraz İstanbul ajandamı karıştırmaya devam edeyim sonrasında ikinci bir postta yeni adresleri sizlere yazarım. Bir şehir sadece yürüyerek ve sokaklarında kaybolarak keşfediliyor. İstanbul kaybolmak ve bir şeyler keşfetmek için yaratılmış sanki. Sevgiler.

 

 

Bir Dilim Diyet Hali

diyet

Diyet yapmanın teknik kurallarından ya da süreci kolaylaştırabilecek etkenlerden şimdiye kadar bahsettik. Bir de bu süreci sosyal hayat içinde nasıl yaşadığımızı konuşmak gerek. Öncelikle ister kendiniz bir şeyler deniyor olun ister bir uzman kontrolünde bu süreci geçiriyor olun uyguladığınız diyet listeleri aşağı yukarı aynı temellere dayanıyor. Peki bu olmazsa olmaz listeleri sosyal hayat içinde uygulamak ne kadar kolay? Daha doğrusu kolay mı? Cevap veriyorum. KOLAY DEĞİL !

5e822ed28501aa87d0ac5aa8ebc36b30

 

Rutin hayatımız içinde en rahat sosyalleştiğimiz alışveriş merkezleri ya da gitmeyi çok sevdiğiniz yerlerde bulunan yemek tüketimi tamamen bambaşka bir sistem üzerine kurulmuş. Belki üç ana öğününüze benzer bir şeyleri bulmak kolay olabiliyor. Kolay olabiliyor derken sadece idare ediyorsunuz. Maalesef bugün sözde ‘sağlıklı’ yemek sunduklarını iddia eden bir çok işletme maalesef bu uygulamaya çalıştığımız listelerdeki ürünleri tam anlamıyla içermiyor. Evde yaptığınız sebze ya da et yemeğinizi nasıl, ne kadar bir yağ ile pişirmeniz gerektiği belli. Tabii bunu aynen bulabilmek hayalcilik olur ama sözde ‘zeytinyağlı’ diye bize sunulan bir çok yemek birer kalori bombası olabiliyor. O zaman sende salata ye diyebilirsiniz bu noktada. Tamam varım ama bir çok şehirde şubesi olan, bildiğimiz mekanlarda önünüze getirdikleri salataları inceleseniz gidip bir ufak hamburger yeseniz daha sağlıklı olabilir. Hadi sipariş verirken bu tüketmediğiniz şeyleri çıkartmalarını istediniz. Bu sefer önünüze dörde bölünmüş bir atom marul ortasına koparıp atılmış bir iki yeşillikten başka bir şey gelmiyor. Yani diyette olan kişi ya yemeğini yanında taşımak zorunda kalıyor ya da o öğünü mecburen gözden çıkarıyor. Hadi ana öğünleri hallettiniz. Hiç mi bir yerde ara öğün alternatifi sunulmaz. Neden bir mekan menüsüne meyve salatası, soğuk yoğurt gibi aperatif ürünler koymayı akıl etmez. Karşınızdaki arkadaşınız, eşiniz devasa bir tatlıyı götürürken siz böyle bir alternatifiniz olmadığı için iç çekerek bu duruma katlanıyorsunuz.

8d8fe9371de60a9ad6f4370896af1e5c 94fa96b0143d028eabe55ad271de87c7

Bu noktada yanımızdaki insandan bahsetmişken başka bir konuya parantez açmak isterim. Sevgili eş, dost, akrabalar biliyoruz bizi çok seviyorsunuz, o an da bizde sizinle aynı şeyleri tadalım istiyorsunuz ama sistem böyle işlemiyor. Bir kereden bir şey olmaz mantığı bir çok şeyde olduğu gibi bu konuda da işe yaramıyor. Zorla yedirmeye çalışan modeller dışında bir de ‘ben aslında şunu yemek istiyorum ama şimdi senin karşında olmaz ki’ modelimiz var. Bu noktada bunu okuyan sevgili dostlar ve akrabalar kişisel algılamayın bu beni anlamanız için açık bir yazı sadece. Yoksa hepinizin iyilikle böyle davrandığınızı biliyorum. Yani orada siz istediğiniz şeyi hiçbir açıklama yapmadan sipariş verseniz inanın daha az dikkatimizi çeker.

29b04130951766735614b3f502d731fa

Peki bunun bir çözümü yok mu? Hepsinin bir çözümü var. Israrcı bir akrabaya karşı o ikram ettiği baklavayı yerseniz bir atak geçirebileceğinizi söyleyin. Şaka yapıyorum tabii bu sefer daha büyük açıklamalar yapmak zorunda kalabilirsiniz. Böyle bir teklifte açık bir şekilde o yiyeceği yemeyeceğinizi söyleyin. Israr etmelerinin sizi zor durumda bıraktığını açıkça itiraf edin. Yemeğini yemediğiniz için insanlar sizi hayatlarından çıkartacak değiller. Bunun sadece o saniyelik önemli bir konu gibi gözüktüğünü görün. Arkadaşlarınızla gittiğiniz mekanlarda mümkünse önceden yemeğinizi yemiş olun. Sizin maddi anlamda büyük bir sıkıntı içinde olduğunuzu düşünüp ısmarlayacaklarını söyleyebilirler tabii ama şaka bir yana kendinizi doğru ifade etmeniz bir çok ısrarın önüne geçecektir. Sadece bir şeyler içerek de onlarla keyifli vakit geçirebilirsiniz. Yanınızda yemek taşımaktan çekinmeyin. İster dışarıda olun ister her hangi bir mekanda o işletme size o an yemeniz gereken şeyi sağlayamıyorsa sizin orada bir iki meyve, yoğurt vb ara öğünlerinizi tüketmenize laf edemez. İlk okul zamanlarına dönün ve beslenme kutularını hayata geçirin. Yanınızda taşıyacağınız her ana ya da ara öğün sizi gereğinden fazla kalori almaktan kurtaracaktır.

20e5ea1ec8e613896dd5d3e4914b59dd

Açıkçası toplum olarak ‘sağlıklı’ ya da ‘düzenli’ beslenmeye alışık değiliz. Bu yüzden karşımızdaki kişi bize ‘diyetteyim’ dediği zaman bunun önemini anlayamıyor ve iyilik yaptığımızı düşünerek o kişiyi daha zor durumda bırakabiliyoruz. Geçmişe dönüp baktığımda bende arkadaşlarıma bunu çok yaptım. Bir dilimden ne olur bak geleceksin diye yaptım diyerek bir çok arkadaşımı çok zor durumlarda bıraktım. Gerçi bunu şimdi anlıyorum. Onlarda bana nasıl ah ettiyse canım ne hallere düştük bakın. Akciğer kanseri olmuş ama sigarayı çok sevdiği halde içemeyen birine ‘kahve yanında iç canım’ demek kulağınıza ne kadar normal geliyorsa diyette olan kişiye ‘bir kere ye canım tatlı’ demek o kadar normal. Hayır örnek abartılı değil. Öncelikle fazla kilonun bize televizyonlardan pompalandığı gibi sadece ‘estetik’ ya da ‘güzellik’ için bir engel olmadığını aslında bunun gerçek bir ‘sağlık problemi’ olduğunu algılamamız lazım. Diyet yapan kişiler ne oruç tutan inananlar ne de bu konuda ekstra ilgiye ihtiyacı olan kişiler. Sadece hayatlarında ters giden bir problemi çözmeye çalışan kişiler.

668fc39ae4288288165143365dd9b2c4

Sosyal olmak her konuda olduğu gibi bu konuda da çok önemli. Bu süreçte gününüzü ne kadar dışarıda, hayat içinde geçirirseniz inanın o kadar az bu konuya kafa patlatıyorsunuz. Olaya bir ‘beslenme düzeni’ olarak bakıp alışkanlıklarınızı kökten değiştirebilmenin keyfini çıkarın. En azında cebinizde bir başarı hikayesi olacağı kesin. Tek yapmanız gereken oyunu kurallarına göre oynamak ve bu oyunda beslenme çantası taşımak serbest. İşte o en büyük silah.

1db15bf51ddb009418afcae59c8961f5

Son olarak bu süreçte beni sonuna kadar destekleyen eşim, ailem ve arkadaşlarım var. Hepsi biliyorum bana inanıyor. Bugün burada yazdıklarım birazda durum komedisi yapıp bu sürecin bu yönünü de anlatmak. Açık ve net şekilde destek isteyin. O zaman her şey daha kolay oluyor.  Sevgiler.